tan sağtürk-hürriyet yazıları

Konservatuvarlarımızın geçmişi ve geleceği üzerine

“Atatürk’ün emriyle kurulan, Cumhuriyet’in ilk konservatuvarı bugün seksen birinci yaşını kutlamaktadır.

Kuruluşundan bugüne hem ulusal hem de uluslararası arenada adını duyurmuş çok sayıda sanatçı ve bilim insanı yetiştiren Konservatuvar, yurdumuzdaki tüm sanat kurumlarının, ayrıca diğer resmi ve özel sa

Kendimiz ve İnsani Değerler Adına Bunları En Son Ne Zaman Yaptık?

“Bir müze ya da sergiye en son ne zaman gittim? Sahi ne zamandı? Galiba bir defa sınıf öğretmenimiz götürmüştü okuldayken. Birkaç kere de lise arkadaşlarımla resim sergisine gitmiştik. Liseden bu yana kaç yıl geçti? Artık kitap da okuyamıyorum…” diye düşünüyordu, iki küçük çocuk sahibi genç kadın.

Kitapl

Yaratıcılık ve Yorumlama Üzerine

Bir bebeğin doğumunu düşünün. Hayata ilk geliş anını. Anne ve doğumhanedeki herkes için çocuğun ağlamasıyla 'ritim' başlamıştır artık. Geçen her gün, o canlının yaşını oluşturur.

O ilk ağlamadan, ilk nefesten önceki 9 aylık süreçte, bir pıhtının ilk hareketi bu yaşa dahil olmalı belki de.

Her insanın 'kalp atış ritmini' nasıl hissettiğinin; onun yaşam biçimini, duygularını, refleks ve tepkiler

Mardin’de Bir Öğleden Sonra Ne Yapacağını Bilememek…

Bir şehirden söz edesim geldi bugün ve neresi hakkında yazmak istediğimi düşündüm. Sevdiğim ve herkese anlatmak istediğim bir kenti düşlediğimde içimden yine İzmir geçti. Benim kentim, doğduğum, sevdiğim, hayran olduğum şehir.

Yüzlerce yaşındaki zeytin ağaçlarının turkuaz denize dallarını sarkıttığı yer. Kaybolup giden nice büyük uygarlıkların bugüne taşınan izlerini, bize bıraktıkları tarih ve

Bir Sahnemiz Olsaydı

Bir sahnemiz olsaydı, belki bir Pazar günü, opera dinlemek için kızımı alıp giderdim.

Elbette güzel giyinirdik.

Müthiş bir opera binası düşünün; kotla da gidilmez ki...

Bilet bulmak çok zor olurdu.

Ama akıllı baba, çok önceden düşünmüş olurdu bu işleri.

Almış biletleri locadan.

Kızı çenesini rahatça balkon mermerine yaslayıp seyredebilsi

Genç Yetenekleri Korumak

Piyano dehamız Fazıl Say, keman virtüözümüz Suna Kan, orkestra şefimiz Gürer Aykal, tiyatromuzun efsanesi Yıldız Kenter, balemizin yıldızı Meriç Sümen ve operamızın divası Leyla Gencer…

Onlar sanat yaşamlarına başladıkları küçük yaşlardan, heykelleri dikilen sanatçılar olana kadar geçen süre

 «1 2 3»